SON DAKİKA

Egeekspress

DEMOKRAT İZMİR’İN İLGİNÇ İDDİASI

Bu haber 31 Temmuz 2017 - 7:10 'de eklendi.
DEMOKRAT İZMİR’İN İLGİNÇ İDDİASI

Demokrat İzmir bir hafta önceden anonsunu yaptığı “Devrimcilerin sırtına basarak ünlü olan gazeteci” haberini yayınladı. Demokrat İzmir’in merak uyandıran haberinin ardındaki gazetecinin Emin Çölaşan olduğu ortaya çıktı.
Gazete Emin Çölaşan’a şöhret kapılarını açan Mamak Cezaevi röportajının cuntacıların emriyle yaptırıldığını iddia ediyor. İşte o haber:

DEMOKRAT İZMİR, tarihe not düşülecek bir gerçeği açıklıyor. Türk
Basını’nın en seçkin ismi Emin Çölaşan’ın 12 Eylül döneminde işkenceci
cuntacıların emrinde olduğu iddia edildi.

EMİN Çolaşan’a şöhretin kapılarını açan Mamak Cezaevi röportajı 12
Eylül işkencecilerinin emri ve kurgusuyla yapılmış… Bu gerçek,
Dev-Yol’un son lideri Oğuzhan Müftüoğlu’nun, “Bitmeyen Yolculuk”
isimli kitabıyla gün yüzüne çıktı…

SÜRMANŞETİMİZDEKİ Emin Çölaşan’la ilgili haberin sizi çok
şaşırtacağını biliyoruz. Demokrat İzmir’in, kendisiyle aynı kulvarda
mücadele eden Sözcü Gazetesi’nin en etkin yazarıyla ilgili iddiaları
manşetine taşıması sizi tabii ki şaşırtacak! Ancak, D.İzmir doğru olan
her haberi hatır-gönül tanımadan, kişisel çıkar hesabı yapmadan yazan
bir gazetedir. Bulunduğu yere de savaşa savaşa, inandığı değerleri hiç
satmadan gelmiştir. Bu gazetenin gücü, hiç kimseye göbeğinden bağlı
olmaması ve kendilerini dokunulmaz sananlara dokunmasından
gelmektedir.

İŞKENCE dünyanın en aşağılık insanlık suçudur. Yalnız yapanlar değil,
seyirci kalanlar da onlar kadar suçludur. 12 Eylül faşistleri bu
ülkenin gençlerini işkence tezgahlarında katlettiler. İnsanlık dışı
işkenceler yapıp yüzlerce insanın hayatını söndürdüler. Türk Sol
Harekatı’nın hayattaki en önemli ismi Oğuzhan Müftüoğlu’nun, Emin
Çölaşan’a yönelttiği suçlamalar yenilir yutulur şeyler değildir.
Mamak’taki cezaevinin o dönem bir işkence merkezi olduğunu bilmeyene
gazeteci denilebilir mi?

EMNİYETTE günlerce süren işkence sonrası Mamak’a konulanlara burada
sistematik işkence yapıldığını görmezden gelip, sırf röportaj uğruna
gerçeğe sırtını dönmek Emin Çölaşan’a yakışmış mıdır? Karar sizin…
Yazar Adnan Bostancıoğlu’na anılarını anlatan Oğuzhan Müftüoğlu,
“Bitmeyen Yolculuk” adlı kitapta Mamak’taki işkenceleri o günleri
yaşayarak anlatıyor. Müftüoğlu mahkumların cezaevinden nasıl alınıp
polis merkezinde işkence tezgahlarına götürüldüğünü ayrıntılarıyla
açıklıyor.

OĞUZHAN Müftüoğlu’na göre 12 Eylül Cuntası, işkence tezgahlarındaki
ölümlere karşı başlatılan kampanyayı püskürtmek için kendisine yakın
medyayı kullanmış. İddiasına göre o tarihte Milliyet’te çalışan Emin
Çölaşan da o gazeteciler arasında. Kitabın 260’ncı sayfasının başlığı,
“Cuntanın Gazetecileri” ismini taşıyor. Müftüoğlu, kendisiyle tek
kelime konuşmayan Çölaşan’ın sadece yan yana çekilmiş bir fotoğrafın
altını doldurduğunu, işkence iddialarına kulak tıkadığını öne sürüyor.

YAZAR Adnan Bostancıoğlu’na göre, Emin Çölaşan’a şöhretin kapılarını
açan Mamak Cezaevi röportajı 12 Eylül’den sonra yapılmış en alçakça
yayındı. Bostancıoğlu aynen böyle söylerken Oğuzhan Müftüoğlu da,
“Birisi böyle bir yazı dizisi hazırladıktan sonra aradan yıllar geçse
de insanların arasında başı dik olarak dolaşamaz, dolaşamamalı” diyor.
Emin Çölaşan hakkındaki iddialarla ilgili sorulara yanıt vermedi. Eğer
söyleyeceği bir şey varsa Demokrat İzmir’in sayfaları kendisine
açıktır.

GÖZALTINA alınıp, emniyette günlerce ağır işkence görenler, daha sonra
tutuklanıp, gönderildikleri Mamak Askeri Cezaevi’nde de işkencecilerin
elindeydi. Bu cezaevi, işkencenin ve zulmün merkeziydi. Oğuzhan
Müftüoğlu kitabında Mamak Cezaevi’ni böyle anlatıyor:

-Evet… Doksan günlük gözaltının ardından Mamak’a geldiniz. Kim kimdiniz?
-Nasuh, Melih, Ali Başpınar, Ali Alfatlı ve ben. Nasuh belinden sakat
olduğu için yürüyemiyordu. Benim sol kolum felç olmuştu, elim
tutmuyordu.
-Orada nasıl karşılandınız?
-Cezaevine yeni gelenler için,. Giriş kısmında orta yere hayvan kafesi
gibi büyük bir kafes yapmışlar, dört tarafı demir parmaklıklı…
Tutukluları önce oraya koyuyorlar, orada talim yaptırma veya cezaevi
koşullarını öğretme bahanesiyle askerler dayak atıyordu. Cezaevi
müdürünün nasıl bir sadist ruha sahip olduğunu düşün artık… Üç ay
boyunca Emniyet’te işkence görmüş insanlar, hem moral hem fizik olarak
yaralı vaziyette cezaevine getirilir getirilmez, işkence yaptırmaya
başlıyorlar. İnsanlar koğuşlara hücrelere gidince zaten işkence
yapılıyor, buna rağmen koğuşa gitmeden önce giriş işlemleri yapılırken
bile ekstra işkence uygulanıyor. Genelde tutukluları kafeste birkaç
gün tutup iyice eziyorlarmış. Bizi kafeste hatırladığım kadarıyla
fazla tutmadılar. Bir süre ellerimizi falan copladılar, sonra akşama
doğru bir astsubay geldi, bizi hücrelere dağıttılar. Belki nöbetçi
subaylar sonradan bazılarını tanıdığımız az sayıdaki insanlığını
yitirmemiş görevlilerdendi, onu bilemiyorum.

İŞKENCE merkezi Mamak Cezaevi yöneticileri tutukluların tepkisini ve
ne diyeceklerini ölçmek için daha önce de adı sanı bilinmeyen belki de
gazeteci olmayan birisini getirip gazeteci olarak gösterdiler. Bu bir
denemeydi. Nitekim daha sonra yazar Adnan Bostancıoğlu’nun deyimiyle
esas oğlan yani Emin Çölaşan getirildi. Oğuzhan Müftüoğlu o süreci
kitabında şöyle anlatıyor:

-Gazetecinin kim olduğu belli mi?
-Bilmiyorum. Öyle tanınmış birisi değil. Belki Metin biliyordur.
-Önden bir yokladılar demek ki bunlara soru sorulduğunda ne diyorlar diye…
-Olabilir. Zaten bir süre sonra esas oğlan geldi. Hürriyet’ten kovulan…
-Emin Çölaşan…
-Evet, o! Emin Çölaşan. Onunla havalandırmada görüştürdüler. Bizi
havalandırmaya çıkardılar. Ali Başpınar, Melih, Nasuh ve ben. Galiba
dördümüz. Bir yüzbaşı vardı, yanıma geldi ve bir gazeteci arkadaş
sizinle görüşme yapacak diyerek Emin beyi tanıştırdı. Başta Melih
duruyordu. Çölaşan, Melih’e “Oğuzhan sen misin” diye sordu. Yok dedi
Melih, beni gösterdi. Yanıma gelerek benimle konuşuyor gibi yaparak
fotoğraf çektirip gitti.
-Yanlış hatırlamıyorsam, o zaman Milliyet’te çalışıyordu. Yazı dizisi
de yapmıştı.
-Ertesi günlerde bizimle çektirdiği fotoğraf Milliyet’in birinci
sayfasında yayımlandı. Altında da şöyle bir haber: Avrupa’da, öldüğü
iddia edilen sanıklarla yazarımız Emin Çölaşan cezaevinde görüştü.
Yani gayet iyiler, ölmemişler! Büyük bir gazetecilik başarısı!
-Kayıt düşmekte fayda var. Daha öncesinde de Mamak Cezaevi’nin
tutuklular için bir cennet olduğunu, sağcıların solcuların
barıştığını, birlikte mesut bir biçimde hayatlarını sürdürdüklerini
anlattığı bir yazı dizisi de hazırlamıştı. O yazı dizisi, 12 Eylül’den
sonra yapılmış belki de en alçakça yayındı ve altında Emin Çölaşan
imzası vardı.
-Yani birisi öyle bir yazı dizisi hazırladıktan sonra, aradan yıllar
da geçse normal olarak insanların arasında başı dik dolaşamaması
lazım.
Ek alanı

Etiketler :
reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER