SON DAKİKA

Egeekspress

İŞADAMLARININ İFADESİNE EK Mİ YAPILDI?

Bu haber 28 Ağustos 2017 - 10:25 'de eklendi.
İŞADAMLARININ İFADESİNE EK Mİ YAPILDI?

KUMPAS ORTAYA ÇIKTI!

 

İzmir’de “İşadamlarına şantaj” davası diye gazetelerde daha soruşturma aşamasındayken savcının ifade bile almadan hazırladığı iddianameyi yayınlatanlar zor durumda…  “İŞADAMLARINA ŞANTAJ” davası adı ile kamuoyuna, sözde sanıkların resimlerini bantlayarak  duyurulan  davanın, hukuk adına hazin hikayesi bir tarafa,  suçlananlar için inanılmaz bir kumpas hazırlandığı ortaya çıktı.

İddianamede adı geçen ve hiç tanımadıkları gazetecilerden kiminin şikayetçi, kiminin şahit  oldukları polis ifadelerine yansıyan işadamları ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını, masum insanların bu ifadelere isimlerinin karıştırıldığını belirttiler ve “MT ve NK isimli arkadaşları hiç tanımıyoruz.  Gazeteci AD ile bir darp olayımız olmuştu, M.S isimli işadamı  polisten randevu aldığını bu kişeler hakkında savcının gereğini yapacağını söyleyerek bizi ifade vermeye çağırdı. Ancak biz, ne MT ismini, ne de NK ismini hiç anmadık. Onları suçlayacak herhangi bir olayımız yok. Kişileri tanımayız. Polis ifadelerini okumadan imzaladık.  Gazete haberlerini görünce hiç tanımadığımız insanları suçlamış olduğumuzu anladık” dediler.

MT ile NK’yi hiç tanımadıklarını, bir meseleleri olmadığını anlatan Salih Mertan, Harun Aygün, Selim Amato,en iyi ihtimalle  bu kişilerin isimlerinin bir karışıklıktan dolayı ifadelere girdiğini  düşünmek istediklerini söyleyerek “Mahkemede  bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını MT ve NK isimli şahısların ifade verirken isimlerini bile anmadığımızı söyleyeceğiz. Çünkü gerçek bu. Bizler polis ifadelerini  okumadann imzaladık. Bunun bir hata olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Masum insanlar gereksiz yere suçlandılar, resimleri gazetelerde çıktı. Buna vicdanen razı olamayız” dediler!

BU NASIL BASIN?

Haberlerde ismi MT rumuzu ile konan, resmi yüzü bantlanarak yayınlanan Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Mutlu Tuncer bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Tuncer’in açıklaması şöyle:

“Bu bir kumpas organizasyonudur. Kumpası hazırlayanları biliyoruz ve bu ilk girişim değil. Fetö iddianamesinde adı geçen AKP’ye yakın bir işadamı M.S ve onun sağ kolları gibi davranan yine FETÖ ve FETO ilişkilerini sorguladığımız E.Y ve Ü.E. iki gazeteci,  bu kumpasın organizatörleridir! Bu işadamının ve gazetecilerden birinin imara aykırı inşaatlarını da yazdık. Biri otel ruhsatı ile Turizm alanına konutlar yapıp boy boy ilanlar vererek insanlara tapusuz lüks daireler satıyor. Diğeri köy evi ruhsatı ile binlerce metrekare alana Otel, at manejleri ve restoran yaptı. Bunları yazdık ve kendilerine iftira atıldığını iddia ettiler ama, haklılıklarını ispatlayacak tek belge ortaya çıkaramadılar, çünkü öyle bir belge yok. Ayrıca gazetecinin eşinin okulları var. Bu okullarda da imar fazlası yapıların cüretkarca yayıldığını biliyoruz ve yazdık!  Bunlar önce beni ve Gazeteci Ender Coşkun’u, “Fetö kriptocusu” diye şikayet edip, gözaltına aldırdılar. Ama 1989 yılından bu yana FETHULLAH GÜLEN İLE MÜCADELE ETTİĞİMİZİ İSPATLADIK. Bizi şikayet edenler FETÖ ile 7 Şubat MİT kalkışmasının ardından gizlice Amerika’ya gidip görüşenlerdir. Bir çok gazeteci bu görüşmeye katılmış, ancak tek satır yazmamışlar, ardından FETÖ vakıflarını övmüşlerdi. İşte şikayeti yapan bunlardı. Bu ekibin içindeki gazetecilerin FETÖ okullarının kurdelesini keserken resimlerini de yayınladık. Bizi gözaltına aldırmaları bir göz dağı vermek ve bizi susturmak amacını güdüyordu. Susmadık çünkü korkacak hiç bir şeyimiz yok. Son numaraları işadamlarını alet ederek hakkımızda “Şantaj” davası açtırmak oldu. Ancak bu davanın öncesinde şahısların “Bunlar bizi hiç aramadılar, tek taraflı haber yaptılar” şeklinde basın açıklamaları var.  Peki sizi aramadıysak nasıl para istedik? Bir çok işadamına bizi suçlattılar. Polis ifadelerinde hayatımda bir araya gelmediğim, hayatımda hiç konuşmadığım insanların hakkımızda inanılmaz suçlamalar yaptığını gördüm.  Çok şaşırdım.  Bizi Gasp Şubesine çağırdılar. Orada ifade vermek istemedik. Cumhuriyet Savcısına bu insanları tanımadığımızı ve anlatmak istedik. Savcıya dilekçe vererek emrettiği bir zamanda gidip olayları anlatacağımızı belirttik. Ancak savcı bey ifadelerimizi bile almaya gerek duymadan, hakkımızda iddianame düzenlemiş. Bu iddianame mahkemeye gönderilir gönderilmez, basında İŞADAMLARINA ŞANTAJ DAVASI AÇILDI) diye haberler çıktı. Ama mahkemeler bu davayı reddettiler. Bu iddianame ismini tespit ettiğimiz kişiler tarafından reklam ilişkileri olan tüm gazetelere servis edildi ve büyük sbüyük kullanılması sağlandı.  Amaçları bizi toplum önünde rezil etmekti. Peki bu iddianame daha mahkemede kabul edilmeden nasıl onların eline geçmiş ve basına servis edilmişti?  İşte bu sorunun cevaplarını da biliyoruz.  İddianamesi reddedilen savcı bey, sonunda bizi ifadeye çağırdı.  Olayları anlatmaya çalıştık ama, (Bunları bana anlatmayın mahkemede anlatırsınız) diyerek söylediklerimizi ifademize koydurtmadı. Bunun üzerine kısa ifade verdik ve imzalayarak çıktık. Oysa savcı bey bizi dinleseydi, eminim bu gün bu dava açılmayacaktı. Ama davanın açılması çok iyi oldu. Savcı Bey hakkında suç duyurusunda bulundum. Bu günün hemen ertesinde  savcı bey yeni bir iddianame ile davayı açtı. Gazeteler bu kez, resimlerimizi basarak bizleri Şantajcı olarak afişe ettiler. Gelin görün ki, ifadelerinde bizi suçlayan işadamları vicdanlarının sesini dinleyerek geçtiğimiz gün bir açıklama yaptılar. “Biz bu arkadaşları suçlamadık, ifadelerimize bu isimler nasıl girdi, bilmiyoruz” dediler!

Bu açıklamalar ne yazık ki basında yer almadı.  Çünkü MS isimli şahıs bu haberin konulmasını istememiş, gazeteleri arayarak engellemişti. Oysa basının tarafsız olması gerekiyor. Böyle önemli bir konuda taraf olmalarının sebeplerini biliyoruz ve onlarla da mahkemelerde hesaplaşacağız. Hakkımızda suç uydurmaya kalkıştılar. Önce kriptocu sonra şantajcı ilan edildik. Bizim haberlerimizde bir tane yalan, bir tane yanlış yok! İftira ve suç uydurmak ise ciddi bir suçtur. Bu kumpasın hesabını nasıl vereceklerini merak ediyorum ”

 

TCK’DA İFTİRA SUÇUNUN KARŞILIĞI

TCK– MADDE 267 ;(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

 

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

 

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

 

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

 

(7) İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; iftira eden kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

 

 

reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER