SON DAKİKA

Egeekspress

NE ÇEKTİN BİZDEN BE EROL!

Bu haber 08 Mart 2018 - 13:33 'de eklendi ve kez görüntülendi.
NE ÇEKTİN BİZDEN BE EROL!

İzmir’in tanınmış, muteber, herkes tarafından çok sevilen, sayılan, taktir edilen gazetecilerinden Erol Yaraş (Bu niteliklerini kendisi yapıyor) ‘ın hakkında yazı yazan gazetecilere açtığı 170 milyarlık tazminat davasına bu gün de devam edildi…

Gazetecilerden biri benim… Biri Temiz İzmir Derneği Başkanı Nivent Kurtuluş, diğeri ise gazeteci Ufuk Türkyılmaz… Ben bu iki arkadaşın meslek büyüğüyüm, Erol bunu fark etmiş benden 70, diğerlerinden 50 bin lira istiyor!

Sebep ise ne?

Bu arkadaşı rencide etmişiz… Mahkemeye şahitler getirip “Erol bey yazılanlardan dolayı çok üzüldü, bunalıma girdi.” diye ifadeler verdiriyor…

Haklı… Vallahi haklı… Yerden göğe kadar haklı…

O’nun hakkında yazılanlar benim hakkımda yazılsa, vallahi billahi İzmir’i terk eder, başka bir şehre gider yerleşirdim… Kendime de duayen gazeteci, saygı duyulan kişilik demez, başımı önüme eğerdim…

Mesut Sancak nam yiğit’in, Erol’a tahsis ettiği avukat arkadaş Meryem Kocabaş, mankemede yakınıyor, bizi hakime hanıma şikayet ediyor!

“Saldırıları sürüyor efendim”

Ne saldırısı? Yazdığımız konularla ilgili gelişmeleri aktarmamızdan bahsediyor… Bizim Avukatımız Kubilay Büber de “Şikayet konusu yazılarla yeni yazılanların dava konusu ile bir ilgisi yok” diyerek avukatlık mesleğinde daha tecrübeli olması sıfatıyla Bayan Kocabaş’a hukuki bir gerçeği anlatıyor!

Peki neydi yazdıklarımız?

Ben bu arkadaşın FETÖ Terör Örgütü ile ilişkilerini yazdım. 7 Şubat MİT Kalkışmasının ardından Fethullah Gülen’in özel davetlisi olarak Amerika’ya çağırılan gazetecilerden biriydi muhterem…  Feto ile özel görüştüler, fotoğraflar çektirdiler, ama tek satır haber yapmadılar. Sonra FETÖ vakıflarını öve öve bitiremeyen yazılar kaleme aldılar. Afrika’da FETÖ okullarını ziyarete gittiler. Erol arkadaş Fethullah Gülen çetesinin Gaziemir’deki Yamanlar Koleji’nin açılış kurdelesini kesen isimlerden biriydi… (Şerefe bakın!!!) İşte bunları yazdık ve sorular sorduk…  Fetöcü işadamlarıyla yakınlığını anlattık. Cumhurbaşkanımız da devleti ele geçirmeye çalışanlarla temasta olanları yazındemişti ama, biz 15 Temmuz’dan önce dre yazıyorduk.  Ne oldu biliyor musunuz? Erol ve arkadaşlarına hiçbir savcı “Bunlar ne kardeşim gelin bakalım” demedi. Bizi Terörle Mücadele Şubesinden gözaltına aldılar… İşte muteber adam olmak bu! Açarsın telefonu, rica edersin savcıdan, “Korkut şunları ya” dersin olur biter… Korkarsa, ne ala, korkmazsa mualla!

Sonra efendim; bu arkadaşın imar sabıkalısı Narlıdere Belediyesi sınırları içinde bir tarım arazisine köy evi ruhsatı ile kocaman bir at çiftliği, otel, İtalyan Restoran’ı ve dev bir villa yaptığını yazdık… Bu nasıl oluyor diye sorduk, eleştirdik… Hem de ağır bir dille eleştirdik. Çünkü bunu normal, arkası olmayan bir vatandaş yapsa, anasından emdiği sütü burnundan getirirlerdi.  Burada inşaat 250 metrekareyi geçemez. Erol önce buranın kendisine ait olmadığını başka birinin inşaatı olduğunu iddia etti. Araştırdık, başka biri dediği eşi Nur Yaraş çıktı… Eşinden “Başka biri” diye söz etmesi garip olsa da, bu onlara normal geldi.

Bunları dile getirdik diye, 170 bin lira tazminat davası açtılar… Tazminat davasında bir tane yazdıklarımızı çürütecek belge ortaya koyamadılar. Zaten mahkeme şimdilik  yazdıklarımızın doğru olup olmadığı ile pek de ilgilenmiyor. Çünkü bunlar, durmadan bizim yazılarımızı yasaklatmak, erişim engeli koymak ve bizi yasaklardan sonra da yazdığımız için hapse attırmakla uğraştılar. Mahkeme uzadı, uzadı. Hala konuya gelemedik.

Bu gün de “Hala saldırıyorlar efendim” diyor Bayan Kocabaş hakime Hanım’a… Neden? Çünkü Erol çiftliğini satışa çıkardı… Oteli, İtalyan Restoranını ve villayı… Orada mecburen, gerçek ölçüleri yazdı… 8 yatak odası, bilmem kaç bin metrekare kapalı alan, bilmem ne kadar banyo…

Eeee, Hani her şey yasaya uygundu? İşte saldırı dedikleri bunu bulup yazmamız!

Kendi kendisini ilanla yalanlıyor! Hoş ilanı bizim haberlerden sonra kaldırmışlar ama bizde var!

Bunlar ne yaptı biliyor musunuz? İmar suçu işlemeyi alışkanlık haline getirmiş Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur’a da hakkımızda 100 bin liralık dava açtırdılar. Bizi yıldırmak için. Ben uyarmıştım, “Batur bunlara uyma” demiştim. Uydu! Mahkeme Batur’a çok güzel bir demokrasi ve basın özgürlüğü dersi verdi…  Davasını şahane bir gerekçeli kararla reddetti…

Efendim olaylar sadece bu değil tabii… Bir de devrede Mesut Sancak var… Hani şu Fetö iddianamesinde bolca adı geçen AKPli işadamı arkadaş… Bu arkadaş da Erol ile kafa kafaya verip, bize kumpaslar hazırlıyor. Devrede bir de savcı arkadaşları var ki; sormayın gitsin… Kumpasları onun sayesinde hayata geçiriyorlar. Ona da şimdilik hiç kimse ne yapıyorsun diye sormuyor.

Bunlar; hiç tanımadığımız adamları ki; o adamlar da kelli felli insanlar diye biliniyor, şikayetçi yapıp, şahit yazıp bizim hakkımızda yalan ifadeler verdiler. Bir baktık “Şantaj” sanığı olduk. Hayatımda görmediğim, konuşmadığım insanlar benim şantajcı olduğumu iddia ediyor… Höst!

Davanın soruşturma savcısı, bir terör savcısı. Bizi Erol’un Fetö ilişkilerini yazdık diye gözaltına alan savcı… O kadar iştahla bu davayı açmak istedi ki, iddianamesini yazarken bizim ifadelerimize başvurmayı unuttu… İddianameyi yazıp hemen basına servis ettiler. Erol ve Mesut çifti bu iddianameyi bizzat gazeteleri arayarak haber yaptırdılar… Bizim resimlerimiz ve gözlerimiz bantlanmış olarak! Yani bizi toplumda küçük düşürecekler!  Mahkeme bu iddianameyi kabul etmedi haberleri balon oldu… Gazeteci meslektaşlarımın kulakları çınlasın!!! Hiç biri bunu yazmadı.. Savcı bizi çağırıp ifadelerimizi aldı. İfade verirken bir hukuk skandalı yaşandı… Savcı şöyle diyordu: “Uzatmayın, bunları mahkemede anlatırsınız” Yani, ifadelerimizi kerhen aldığını beyan ediyordu…

Tanımadığımız şikayetçi ve şahit işadamları sonradan nasıl bir hata yaptıklarını anladılar ve beni tanımadıkları, poliste böyle bir ifade vermediklerini, benim ismimim nasıl ifadelere geçtiğini bilmediklerini açıkladılar.. Tabii bunlar haber olmadı. Bizim Gazeteciler Cemiyeti de sesini çıkartmadı. Bu mahkeme sürüyor ama, yazamıyoruz. Hakim Bayan Kocabaş’ın isteği üzerine gizlilik kararı aldırdı. E, bizi toplumda küçük düşürmeye çok meraklılardı, neden sizce gizlilik kararı aldırdılar?

Olaylar böyle… Gelelim Erol’un açtığı davaya… Davayı uzatıyorlar da uzatıyorlar… Biz şimdi Erol’un çiftliğine keşif yapılmasını istedik. Hakim gerek görmedi ama, ısrar edeceğiz. Yani esas konulara gelmeye başladık…

Erol arkadaş;

Şahitlerin senin yazdığımız yazılardan çok üzüldüğünü, rencide olduğunu söylemişler… Ben geçen duruşmada yoktum, kusura bakma… Dosyadan okudum ifadeleri… Keşke geleydim, hasret giderirdik.

Haklısın… Ben olsam, ben de bozulurum… İki üç gazeteci çıkmış senin tekerine çomak sokuyor… Hem de ağır eleştiriyorlar… Kim oluyor bunlar değil mi?

Koskoca Erol Yaraş’ın aleyhine yazı yazıyorlar?

Bak Erol arkadaş:

Yapacağın şey basit. Lafı evelemeden, gevelemeden, senin hakkında yazılan hangi haber gerçek dışı onu söyle, koy belgelerini bu iş bitsin… Yapabiliyor musun?

Hayır!

Feto ile resimlerin ortada… Bizi gözaltına aldırdığın ortada. Feto okullarının açılışını yaparken çekilmiş fotoğrafların ortada. İmar planlarına aykırı çiftliğin ortada… Satış ilanların ortada… Yani bunları nasıl yalanlayacaksın çok merak ediyorum.  Hani gazetende bu dava için “İftira davası başladı” diye yazmıştın ya… Gel şu iftiraları teker teker çürüt…

Sevgili İzmir Halkı;

Bizler sizlerin haklarını koruyoruz. Bizler haksızlıklara karşı göğüs geriyoruz.  Tamamen paraya endekslenen gazeteciliği yaşatmak istiyoruz…

Haberciliği öldürmemek istiyoruz. Kanunları, istedikleri gibi delip geçeceklerini, istediklerini susturacaklarını zannedenlerle amansız mücadelemiz sürüyor. Bunları yazın bir kenara ve bu insanları iyi tanıyın… Belediye başkanlarınızı da tanıyın… Bakın Şimdi sıra İzmir Fuarına geldi. Hiç bir gazete yazmaz. İzmir Fuarı birilerine peşkeş çekiliyor… Hem de CHPli belediye eliyle…

İzmir’de büyük bir çete var!

Dikkatli olun… Görün… Lütfen anlayın!

 

reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER