SON DAKİKA

Egeekspress

İZMİR SENİ NASIL TANIYOR EROL?

Bu haber 03 Ekim 2018 - 10:20 'de eklendi ve kez görüntülendi.
İZMİR SENİ NASIL TANIYOR EROL?

 

(Not: Mutlu Tuncer kendisi yazdı ibaresini özellikle koydum. Erol hiç bir zaman yazılarını kendi yazamadığı ve hep başkalarına yazdırdığı için… )

 

 

Erol Yaraş adlı sözde gazeteci, beni ihbarcı ilan etmiş…

Birilerine kaleme aldırdığı yazıyla, hakaretler sıralamış, beni İzmir’in gözünde küçük düşürmeye çalışmış, bir suç makinesi gibi göstermiş…

Önce şunu söyleyeyim;

Hayatım boyunca kimseye, şantaj yapmadım, parayla haber hazırlamadım. Mali durumumdan da bu belli…

Zaten para veremedikleri için, yargıdaki ilişkilerini kullanıp, beni öyle susturmaya çalışan kumpasçıların içinde Erol Yaraş da var… Kızmış belli…

Ben gazeteciyim… Gazeteci kimseden para almaz… Alan şerefsizdir… Alsaydım şimdi zengin bir adam olurdum.

Peki Erol Yaraş, servetinin hesabını verebilir mi?

Bir gazeteci kızının atına yer bulamadığı için 10 milyon harcayıp, tarım arazisine yasa dışı bir çiftlik kurabilir mi?

Yeni Asır’da Murat 124 otomobil kullanan Erol Yaraş, birdenbire bu kadar zenginleşmesini neye, kime borçlu? Anlatsa da biz de bilsek. Onlara hiç değinmiyor… Gariban esnafın birliklerinden yüzbinleri cebe indirdiğinden bahsetmiyor.

Namuslu insanlara nasıl kumpaslar kurduklarından bahsetmiyor…

Benim için yazabileceklerinin hepsi bu… Ama ben onun hakkında kitap yazarım.

Diyor ki; Yalvar yakar Ege TV’ye girmişim… Polis hakkında bir haber yapmışım… Sonra Erol beni kovmuş… Ege TV’ye kanal 6’dan ayrıldıktan sonra beni kendisi çağırdı… İnsanları sigortasız çalıştırıyor, haklarını yiyor, yalama haberlerle reklam alıyordu. Adam gibi bir haber programı hazırladım. Bahsettiği polis olayı tam bir skandal haberdi… Polisler resmi üniformalarıyla kahvede okey oynuyorlardı. Yan masada ise öğrenciler, kumar masasındaydı… . Ortaokul öğrencileriydi… Bunu haber yapmayan, sadece gazeteci olmayan gazetecilerdir. Erol korkutan bu haberi canlı yayında kestirdi ve ben “Sen gazeteci bile değilsin” diye çıktım, gittim.

Peki Erol, Ege TV’de çalıştığımı yazmışsın, sigortada görünüyor mu acaba? Öyle ya… Bir kaydım olmalı değil mi?

Orada kaç kişiyi sigortasız çalıştırdığından hiç bahsetmemişsin…

Bana kızgınsın… Biliyorum… Narlıdere’de “köy evi” ruhsatı ile yaptığın tesisin yasal olduğunu mahkemeye bildiren Narlıdere Belediyesi’nin, Büyükşehir Belediyesi’nin Çevre Şehircilik il Müdürlüğünün belgelerinin yalan olduğunu ispatladım çünkü… Hoş mahkeme bittikten sonra oldu ama, olsun… O mahkeme hakimi, ısrarla keşif isteğimizi reddetti. Acaba niye? Oysa keşif yapsa rezaleti görecekti. Şimdi imar affı var. Zaman az… Acaba müracaat ettin mi? Göreceğiz. Müracaat edersen veya ettiysen, ne diyeceksin?

Aziz Kocaoğlu’nun, zamanın valisinin kaçak bir yeri açtığının belgesini yayınladım. Aç bak… Senin tesis Nisan ayında açıldı… Haziran ayında İzmir Büyükşehir Belediyesi Narlıdere’ye yazı yazmış, senin tesinin kaçak yerlerinin çok fazla olduğunu belirtmiş ve sorumluluğu oraya yüklemiş… Bu konuda ne diyorsun, onu da yazsana…

Gelelim Fetö olayına… Hani beni ihbarcı yapmışsın ya… Senin ve o arkadaşlarının FETO ile görüşmeye gitmiş olman, bir gazetecilik olayı değil. Tabii sen plajlarda çıplak kadın fotoğrafları çekmek için koşturmaktan, gazeteciğin mantığını anlamamışsın.

Türkiye’de, Fetö okullarına çocuklarını kaydettirenler, Bank Asya’ya para yatıranlar, ne eziyetler çektiler bu millet biliyor… Sen ve arkadaşların ne yaptınız? Yamanlar Koleji’nin parasıyla Amerika’ya gittiniz, Feto alçağının yanına yalınak çıktınız, el öpüp,yanında ceket iliklediniz… BU BİR GAZETECİLİK FAALİYETİ OLSA; “Feto ile konuştuk” diye haberini yapardınız… Hem de Mit kalkışmasının hemen ardından yapıldı bu ziyaret… Yapmadınız. Aksine vakıfları öven, işadamlarını vakıflarla çalışmaya özendiren yazılar yazdınız… Yetmedi… Feto’nun sağ kolu adamlarla haber-ilan bağlantıları kurdunuz… Yetmedi Hamdi Türkmen ile, Fetö Okullarının şubesi Gaziemir’in açılış kurdelesini kesenler arasındasın… Yetmedi, Afrikaya okulları denetlemeye gittiniz… Yetmedi, bunları yazdığımız için Mesut Sancak’ın bağlantıları ile bizi gözaltına aldırdın. Bunlar yalan mı?

Savcılar takipsizlik vermiş… İstedikleri kadar takipsizlik versinler. Bu benim değil, savcıların eksikliği. Demek ki anlayamamışlar. İhbarcı diyorsun… Şimdi de ihbar ediyorum… Bu kadar done, bir şeyler göstermiyor mu? Savcılar buna “Gazetecilik faaliyeti” dediyse, haberi de göstermek zorundalar. “İşte gitmişler ama, bu haberi yapmak için” demeleri gerekir.  Nerede haberin Erol?

Bak sen de açık açık yazmışsın. Buna Gazetecilik faaliyeti demişler. Sorun üniversitelere bu gazetecilik faaliyeti mi? Zaten soracağız…

Yeni Asır’da haber Müdürlüğü yapmamışım… Sıkmışım… Mutlu Tuncer sıkmaz… Ender Coşkun yaşıyor… Mustafa Abadan yaşıyor… Arkadaşlarımızın çoğu yaşıyor. Sen genç kızların cıbıldak  fotoğraflarını çekerken, biz devletin milletin paralarını soyanlarla mücadele ediyorduk. Gazetemize Türkiye’nin en büyük basın ödüllerini kazandırıyorduk.

Beni hapse attıracaksın öyle yazmışsın… Bu hukuksuzluğun içinde senin gibi milyonerlerin ve milyoner arkadaşlarının yapmayacağı yok… Eğer Türkiye’de adalet olsaydı, sen cezaevlerinin müdavimi olurdun… İftiradan, kumpastan… Bir kere Savcı Yılmaz vasıtası ile bizi ne şekilde gözaltına aldırdığının hesabını daha vermedin.

Şantaj davasına gelelim… Orada yaşanan hukuksuzlukları yazmayalım diye, senin birlikte kumpas kurduğun arkadaşın nasıl olduysa mahkemeye yayın yasağı koydurdu… Şantaj iddiasında bulunanların hepsi de beni tanımadığını benimle bir telefon görüşmesi bile yapmadıklarını, hayatlarında bir kez olsun beni görmediklerini söylüyorlar. Senin bir dürüst gazeteci olarak “Bu nasıl şantaj davası?” diye sorman gerekiyor ama, sen göbek atarak, bizi karalamayı sürdürdüyorsun.  Detayları yazmıyorum, yayın yasağını ihlal etmemek için… Bu davada beni hiç tanımayan insanların verdikleri yalan ifadelerin hesabını sormayacağımı sanıyorsan aldanıyorsun.

 

Aklıma gelmişken senin Esnaf Odaları Birliğini Mehmet Ali Susam zamanında nasıl hortumladığını Tahsin Güzel yazmıştı… Onu mahkemelere verdin mi?  Ver, o zengin, tazminat alırsın. Eğer haberi yalansa…

Sevgili Erol Yaraş;

Yazacaklarım bu kadar değil ama, evinde oturup eşinle, baldızınla sohbet etmişliğimiz var.. Bunun hatırına  sana  hak ettiğin cevapları veremiyorum… Tavsiyem, artık otur oturduğun yerde, yakamızdan düş… Adliyede dost tanıdık, bunları bir tarafa bırak. Ben çok gördüm, çok yaşadım böyle olayları. Sonunda  hakkın sahibini bulduğuna seni temin ederim…

 

 

 

reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER