SON DAKİKA

Egeekspress

SUSMAKLA OLMAZ!

Bu haber 21 Ocak 2019 - 8:14 'de eklendi ve kez görüntülendi.
SUSMAKLA OLMAZ!

Evet…
Bu gün sorularımızı muhataplarına yöneltmeyi sürdüreceğiz… Kimdir soruların muhatapları?
Tunç Soyer, Kemal Kılıçdaroğlu, Seyit Torun…
Tunç Soyer Büyükşehir Belediyesine adaylık için en yakın isimlerden… Naif bir insan olduğunu her zaman söylemişimdir… Kibardır zariftir ama, hataları da vardır. En büyük hatası ise, kendisi hakkında yazılanlara çizilenlere “Yazsınlar, çizsinler” yaklaşımıdır.
Neden hata bu?
Çünkü gelmek istediği makam Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır ve İzmir bu makamda oturan zat-ı muhterem Aziz Bey’den çok zarar görmüştür. Aziz Bey, CHP’nin AKPli belediye başkanıdır şu an…
Ve, belediye başkanlığı makamları “Ben yaptım oldu, yazarlarsa yazsınlar” denemeyecek makamlardır. Halkın orada atılan her imzanın sonuçlarını bilmek gibi bir hakkı vardır. O makamlarda halk adına verilir kararlar…
Şimdi… Tunç kardeşim hakkında bir çok iddia ortaya atıldı, yazılıp çizilmeye de devam ediyor… Doğru mu, doğru… Peki Tunç kardeşim bunlara neden çıkıp da bir cevap vermiyor?
Gündeme geldiği konulara bakalım…
Belediye arazilerinin sudan ucuza satılması ki; halkı en çok kızdıran konu bu! Seferihisar’ın arazi fiyatları aşağı yukarı belli…
En göze batan konu ise Albayraklar’a satılar 118 dönümlük leb-i derya arazi. 776/1,777/23 ada parselde bulunan bu dev arazi içinde Tunç Soyer’e ait bir otel ile birlikte 33 milyon TL’ye Albayraklara verilmiştir.
Tunç Soyer’in oteli yap işlet devret sistemi nedeni ile oradadır ve teknik olarak Tunç Bey, orada kiracıdır. Şimdi ise Albayraklar’ın kiracısı durumundadır.
Bu durum gariptir ve halkın bunu sorgulaması kadar normal bir durum olamaz.
Hiddenby Gayrimenkule 1254/1, 1255/1, 1256/1, 1257/1,1258/1, 1260/1 ada parselde bulunan 251 dönüm arazinin satışı da merak uyandırmıştır. Belediye arazisi olan bu mülk 35 milyona gitmiştir.
Albayraklara satılan otel ve arazinin tam karşısındaki 28 dönümlük muhteşem ada PRS Otelcilik AŞ’ye 1 milyon 250 bin liraya satılmıştır. Bu fiyata bu gün Seferihisar’da yazlık alamıyorsunuz.
Daha bir çok satış gerçekleşmiş ve hepsinin de fiyatları tartışmalıdır.
Şimdi doğal olarak bu satışlar Tunç kardeşimin önüne çıkıyor. Çıkması da doğal…
Soru şu: Neden bunca kıymetli arazi, bu kadar ucuz fiyatlarla satıldı? Albayraklar’la ilişki nedir?
Bu sorulara Tunç Bey’in kızma hakkı yoktur. Olamaz da…
Ama bu güne kadar yaklaşımı, halkı aydınlatmaktan uzaktır. “Yazarlarsa yazsınlar, sorarlarsa sorsunlar” demekle olmaz… “İhaleye girdiler aldılar” gibi absürt bir açıklama ise bu soruların cevapları değildir.
İyi adam olmak ayrı, iyi işler yapabilmek ayrı şeylerdir.

Seferihisar Belediyesi’nden ise şikayetler sürekli olarak yükselmektedir… Bir kere, belediye içinde çalışan ekibin içeride gruplara ayrılarak, kendi işlerine baktığını herkes biliyor. Öyle ki bunların bazıları, gizli toplantılar yaparak belediyenin yönetiminde söz sahibi olmaya bile kalkıştıklarını bilmeyen yok. Bir çok ihaleye, belediye yönetiminde olanların bazı şirketlerle ilişkileri neticesinde dahil oldukları söylenip duruyor! Zenginleşen personel hikayeleri bu ilçenin dilinde…
Efendim, lafı çok uzatmayalım…
Tunç Bey turizmcidir. Yabancı dili vardır. Bir çok da güzel iş yapmıştır elbette…
Fakat bir söylenti var ki; bunun da açıklanması gerekiyor. Seyit Torun ilişkisi… Biliyorsunuz Seyit Torun nam yiğit, CHP’nin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısıdır. Herkesin kucak dolusu hediyelerle koşturduğu, bir dakika olsun görüşebilmek için partinin genel merkezinde yatıp kalkmayı göze aldığı bir adamdır. Ordulu Seyit ile Tunç Bey’in bir çok kez aynı uçakla İspanya’ya seyahat ettikleri söylentileri vardır. Bu doğru mu?
Seyahat etmek, güzeldir ve aynı zamanda herkesin hakkıdır. Aynı uçakta tesadüf etmek de suç değildir elbette. Ama söylentiler bir adım daha atıyor ve İspanya’dan ikilinin Fas’a gittiği iddia ediliyor. Sözüm ona Marakeş’de bir otel girişimi varmış. Seyit Torun ile Tunç Soyer’in denildiği gibi ortak girişimi olması da suç değil. Allah daha çok versin.
Ammaaaa;
Siyaset bu tür ilişkileri etik bulur mu?
Yani bu söylentiler doğru ise; taktir edersiniz ki; biraz etik çizgilerin dışında kalmaktadır.
Beni tanıyanlar bilirler… Kalemim biraz serttir. Dikkat ettiyseniz, bu konuları yumuşacık yazıyorum. Çünkü Tunç Soyer, aynı zamanda saygıyı hak eden de bir kişilik.
Sessiz kalmak, evet bazen iyi bir şeydir. Ama bu konularda değil. Tunç Bey, “Yazarlarsa yazsınlar” deyip meseleleri geçiştiremez. Yumuşak bir kişiliği var. Kabul… Polemiklere girmekten nefret ediyor… Kabul… Ama bu iddialar yenilir yutulur değil. Halka Tunç Bey’in bu işleri bir bir açıklaması gerekiyor ve çok az vakti var!
Büyükşehir Belediye Başkan adayı olabilir mi?
Neden olmasın?
Zaten şu anda görünen en önde duran aday adaylarından olduğudur. Peki ama, bu meseleler onun Büyükşehir Başkanlığı döneminde unutulacak mı? Hayır! Bu konuları açıklamaz ise hep önüne çıkacak meselelerdir.
Düzeyli, mantıklı bir açıklama bekliyor İzmir…
Seyit Torun’dan da tabii…
Ve Seyit Torun’un açıklaması gereken başka konular cevaplaması gereken başka sorular da var…
Mesela, Yarımada’da kendisi ya da başkası adına hiçbir arazi almış mı? Ege’deki aday adayları ile hiç ortak yatırımı veya girişimi var mı?
Şimdi yazıyı bitirmeden, Tunç Kardeşime şunu da söylemek istiyorum.
Dedim ya… Büyükşehir Belediye Başkanı olabilirsin… Ama aday adaylığı sürecinde yağcı ve yalaka takımının tavsiyelerine uyup kutlamalar hazırlamanı asla doğru bulmuyorum. 15 otobüs tutup, kendine havaalanında karşılama hazırlatman, havai fişekler aldırtman, davul zurna tutman, mehter takımları bekletmen, çok ama, çok yanlış…
Bu arada Tunç Soyer’in kendisi Büyükşehir Adayı olduğunda Seferihisar için Deniz Tolga İnci adlı kişiyi önerdiğini biliyorum. Bu da yanlış. Bu konuyu daha sonra irdeleyebiliriz.
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’na gelelim…
Nev-i şahsına münhasır bir beyefendi… Gerçekten benzerini bulmakta zorlanacağımız parti bir genel başkanı.
Zannımca kaostan ve kargaşadan hoşlanmakta… Karar vermekte büyük zorluklar çeken bu şahsiyetin, İzmir’in başına yeni bir çorap öreceği korkusu şehrin üzerinde karabulut gibi çökmüş. CHP örgütleri diken üzerinde. Herkes gergin…
Karabulutlar sıkıntının ikonudur.
Kemal Bey, İzmir’in CHP için önemini biliyor. İnce eleyip sık dokuma niyeti varsa bunu anlayışla karşılamak gerekiyor. Ammaaa;
Başı kesilip salıverilmiş bir horoz gibi, sağa sola koşturarak oraya buraya çarparak arayışını sürdürüyor olması, kabul edilemez bir siyasi çırpınıştır.
Sevdiğim bir söz var… Ne amaçla gittiğini bilmiyorsan, nereye gittiğinin önemi yoktur!
Ben burada Kemal Bey’in amacını ve çekincelerini anlamadığımı ifade ediyorum. 35 yıllık gazetecilik mesleğimde adayların nasıl belirleneceği seçimlere iki ay kala hala belli olmayan bir partiyi ilk kez görüyorum.
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’na soruyorum:
İzmir’de rant çetelerinin ellerini CHP’nin üzerine koyduğunu görebiliyor musun?
Sizleri parmaklarında oynattıklarını anlayabiliyor musun?
İzmir’de 12-13 belediyeyi kaybetmek üzere olduğunun farkında mısın?
Büyükşehir’i dahi kaptırma riski olduğunu görebiliyor musun?
Bütün bu sorulara cevabın “evet” ise seni kutlarım. Bu arada Seyit Torun arkadaşın ve bazı MYK üyelerinin, PM üyelerinin seni yanıltmak için ne çabalar sarf ettiğinin de farkında isen mesele çözülebilir.
CHP köklü bir partidir. Bu partinin içinde İzmir’i ve ilçelerini yönetecek sağlam isimler bulmak hiç de zor değil. Bunu da aklınızdan çıkartmayın.

reklam
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER